Skip to main content Scroll Top

Hamilelikte HPV ve Genital Siğil Bebeğe Zarar Verir mi?

hamilelikte-hpv-genital-sigil

Hamilelikte HPV ve Genital Siğil Bebeğe Zarar Verir mi?

Hamilelikte HPV pozitif olmak veya genital siğil çıkması bebeğe zarar verir mi? Gebelikte siğil tedavisi, normal doğum / sezaryen kararı ve güvenli kolposkopi rehberi.

Hamilelikte HPV ve Genital Siğil Bebeğe Zarar Verir mi? (Güncel Rehber)

Kısa Özet (Hamilelikte HPV Bebeğe Zarar Verir mi?): Hamilelik döneminde HPV pozitif olduğunuzu öğrenmeniz veya genital bölgenizde siğil (kondülom) çıkması, anne karnındaki bebeğinize (kese içinde olduğu sürece) kesinlikle zarar vermez. HPV, bebeğin genetiğini bozmaz, sakatlığa (anomaliye) veya düşüğe neden olmaz. Sadece hamilelikte değişen hormonlar ve baskılanan bağışıklık sistemi nedeniyle siğiller normalden daha hızlı büyüyebilir ve çoğalabilir. Bu siğiller, gebeliğe zarar vermeyen özel yöntemlerle (kriyoterapi veya koterizasyon) güvenle tedavi edilebilir. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta, doğum şeklinin (normal doğum veya sezaryen) doğru planlanmasıdır.

Anne adayı olmanın getirdiği o muazzam heyecan ve hassasiyetin ortasında, rutin bir kontrolde “HPV Pozitif” olduğunuzu öğrenmek veya genital bölgenizde beklenmedik bir siğil fark etmek, dünyanızı bir anda başınıza yıkmış gibi hissettirebilir. Aklınıza hücum eden ilk ve tek soru şudur: “Bebeğime bir şey olacak mı?”

Lütfen derin bir nefes alın ve sakinleşin. Yalnız değilsiniz; her yıl binlerce kadın gebelik döneminde HPV ile karşılaşıyor ve tamamen sağlıklı bebekler dünyaya getiriyor. İnternetteki asılsız korku senaryolarını bir kenara bırakın. Kliniğimizin tecrübelerine ve güncel tıp literatürüne dayanarak hazırladığımız bu rehberde, hamilelikte HPV yönetiminin nasıl yapıldığını, siğillerin bebeğinize zarar vermeden nasıl tedavi edilebileceğini ve güvenli doğum seçeneklerini tüm şeffaflığıyla adım adım anlatacağız.

Hamilelikte HPV Pozitif Olmak Ne Anlama Gelir?

Hamilelikte HPV pozitif çıkması, aslında hamile olmayan bir kadında pozitif çıkmasından hücresel bazda çok farklı değildir. Virüs, rahim ağzı (serviks) veya vajina hücrelerine yerleşmiştir. Ancak gebelik adı verilen bu mucizevi süreç, kadın vücudunda bazı çok özel fizyolojik değişiklikler yaratır ve bu değişiklikler virüsün davranışını geçici olarak etkileyebilir.

Gebelik HPV’nin İlerlemesini Hızlandırır mı?

Hamilelik dönemi, anne vücudunun anne karnındaki bebeği (yarı yabancı bir genetik yapıyı) reddetmemesi için bağışıklık sisteminin doğal ve fizyolojik olarak bir miktar “baskılandığı” (zayıfladığı) bir dönemdir. Bağışıklık sisteminin bu geçici toleransı, maalesef HPV virüsünün de işine yarar.

Eğer hamilelik öncesinde vücudunuzda sessizce uyuyan bir HPV virüsü varsa, bağışıklığın bu şekilde gevşemesiyle virüs uyanabilir. HPV testiniz ilk defa bu dönemde pozitif verebilir veya hiç siğiliniz yokken aniden siğiller (kondülomlar) ortaya çıkabilir. Ancak içinizi rahatlatacak çok önemli bir detay var: Gebelikteki bu 9 aylık süreç, HPV’nin rahim ağzı hücrelerini bozup kansere dönüştürmesi için yeterli bir süre değildir. Kanserleşme süreci genellikle yıllar (5-10 yıl) alır. Bu yüzden gebelikte kanser ilerlemesi korkusu yaşamanıza gerek yoktur. Virüsün vücuda nasıl girdiği, kuluçka süresi ve genel doğası hakkında daha geniş bir perspektife ihtiyaç duyarsanız, HPV Nedir? Belirtileri, Testi ve Kesin Tedavi Yöntemleri başlıklı ana rehberimize göz atabilirsiniz.

HPV Anne Karnındaki Bebeğe (Plesantadan) Geçer mi?

Anne adaylarının uykularını kaçıran en büyük korku budur. Cevabımız tıbben çok nettir: HAYIR, geçmez. HPV (İnsan Papilloma Virüsü), kan yoluyla bulaşan veya kanda dolaşan bir virüs (Örneğin HIV veya Hepatit gibi) değildir. HPV sadece cildin ve mukozanın en üst tabakasındaki (epitel) hücrelerde yaşar. Kanda dolaşmadığı için annenin kanından bebeğin kordonuna, oradan da plasentaya (bebeğin eşine) geçerek anne karnındaki bebeğe bulaşması biyolojik olarak neredeyse imkansızdır. Bebeğiniz, anne karnındaki amniyon sıvısı (su kesesi) içinde tamamen izole edilmiş, steril ve HPV’den %100 korunaklı güvenli bir fanusun içindedir. Virüs, bebeğinizin organ gelişimini etkilemez ve doğumsal kusurlara yol açmaz.

Hamilelikte Genital Siğil (Kondülom) Neden Çoğalır ve Büyür?

Hamilelikten önce sadece bir veya iki adet milimetrik siğili olan, hatta daha önce hayatında hiç siğil çıkarmamış bir anne adayında, gebeliğin başlamasıyla birlikte genital bölgede, anüs çevresinde (perianal) veya vajina girişinde aniden devasa karnabahar benzeri kitleler (kondülomlar) ortaya çıkabilir. Bu durum hastaları inanılmaz derecede korkutsa ve paniğe sürüklese de, tıbbi olarak beklenen, tamamen fizyolojik bir süreçtir. Bu ani büyümenin ve çoğalmanın arkasında yatan iki temel biyolojik neden vardır:

  • Bağışıklığın Baskılanması (İmmünsüpresyon): Daha önce de belirttiğimiz gibi, anne vücudu yarı yabancı bir genetik yapı olan bebeği reddetmemek ve korumak için, hücresel bağışıklık sisteminin çalışma şeklini değiştirir ve gücünü bir miktar azaltır. Vücudun savunma mekanizmasındaki bu “gardırobun düşmesi”, deri altında uykuda bekleyen HPV Tip 6 ve Tip 11 gibi siğil yapan virüslerin aniden uyanmasına ve çok hızlı bir şekilde çoğalmasına fırsat verir.
  • Hormonal Artış ve Aşırı Kanlanma: Gebelik dönemi, östrojen ve progesteron hormonlarının vücutta zirve yaptığı dönemdir. Aynı zamanda bebeği besleyebilmek için pelvik bölgeye (genital organların bulunduğu alt karın bölgesine) giden kan akışı ve damarlanma muazzam derecede artar. Genital bölgenin bu sıcak, nemli, kanlanması olağanüstü yüksek ve hormona doymuş hali; siğillerin beslenmesi, kök salması ve hızla büyümesi (bazen dev boyutlara ulaşması) için adeta mükemmel bir “sera ortamı” yaratır.

Hamilelikte Genital Siğil Tedavisi Nasıl Yapılır? Güvenli Yöntemler

“Hamileyim, siğillerim var ama bebeğime zarar gelir veya düşük yaparım korkusuyla tedavi olamıyorum” düşüncesi, anne adaylarının düştüğü en büyük ve en tehlikeli yanılgılardan biridir. Siğiller tedavi edilmedikçe büyümeye devam eder; idrar yapmayı zorlaştırabilir, iç çamaşırına sürtünerek kanayabilir, açık yaraya dönüşerek ciddi bakteriyel enfeksiyonlar kapabilir ve en önemlisi normal doğumu (vajinal doğumu) fiziksel olarak engelleyecek dev boyutlara (Dev Kondülom – Buschke-Löwenstein) ulaşabilir.

Bu nedenle hamilelikte genital siğiller mutlaka ve zaman kaybedilmeden kontrol altına alınmalı, tedavi edilmelidir. Burada mühim olan nokta; bebeğe zarar vermeyen, doğru ve güvenli yöntemin uzman bir Jinekolojik Onkoloji hekimi tarafından seçilmesidir.

Gebelikte Siğil Dondurma (Kriyoterapi), Yakma veya Lazer Güvenli mi?

Hamilelikte siğil tedavisinin altın kuralı; kana karışıp plasenta yoluyla bebeğe ulaşma riski olan “sistemik (ağızdan veya kremle)” ilaçlar yerine, sadece hastalıklı cilt yüzeyinde etki eden “lokal cerrahi ve fiziksel” yöntemlerin tercih edilmesidir:

  • Kriyoterapi (Siğil Dondurma): Gebelikte ilk tercih edilen, en masum ve en güvenilir tedavi yöntemidir. Özel bir tabanca yardımıyla sıkılan sıvı azot (nitrojen) gazı ile siğiller -196 derecede dondurularak tahrip edilir. Bu işlemde lokal anesteziye (uyuşturucu iğneye) bile gerek duyulmaz. Dondurucu gaz asla kana karışmaz, toksik (zehirli) bir etkisi yoktur ve bebeğinize hiçbir şekilde ulaşmaz.
  • Koterizasyon (Siğil Yakma) ve Lazer: Eğer siğiller dondurulamayacak kadar devasa boyutlara ulaşmışsa, çok yaygınsa veya vajinanın iç kısımlarına doğru ilerlemişse, kriyoterapi yetersiz kalabilir. Bu durumda, sadece siğillerin bulunduğu bölgeye çok düşük dozlarda bölgesel uyuşturma (lokal anestezi) yapılarak elektrokoter cihazı (yakma) veya lazer buharlaştırma işlemi güvenle uygulanabilir. Kullanılan lokal anestezik maddelerin dozu gebeliğe zarar vermeyecek şekilde özel olarak ayarlanır. İşlem klinik ortamında dakikalar içinde ve kanamasız tamamlanır. Bu işlemlerin detayları, nasıl yapıldığı ve klinik ortamındaki fiyatlandırma politikası hakkında kapsamlı bilgiyi İstanbul Genital Siğil Tedavisi ve Yakma Fiyatları başlıklı uzman rehberimizi okuyarak öğrenebilirsiniz.

Önemli Tıbbi Not: Siğil yakma veya dondurma tedavileri genellikle hamileliğin ilk 3 ayı (1. Trimester) bittikten sonra, yani bebeğin organ gelişim süreci (organogenez) tamamlandıktan sonra güvenle planlanır. Ancak aktif olarak kanayan veya çok agresif büyüyen siğillerde doktor kararıyla daha erken de müdahale edilebilir.

Hamilelikte Hangi Siğil İlaçları ve Kremler Kesinlikle Yasaktır?

Anne adaylarının kulaktan dolma bilgilerle, eczaneden veya internetten satın alarak evde kendi kendilerine siğillerinin üzerine sürdükleri bazı asit içerikli kremler ve damlalar, anne karnındaki bebek için kelimenin tam anlamıyla zehir (teratojenik) etkisi yaratabilir. Hamilelik süresince ve doğumdan sonraki emzirme (laktasyon) döneminde aşağıdaki etken maddeleri içeren ilaçların kullanımı KESİNLİKLE YASAKTIR:

  • Podofilin ve Podofilotoksin (Örn: Verrutol, Podofilox vb.): Bu asidik damlalar cilt tarafından hızla emilerek annenin kanına karışır, plasenta bariyerini kolayca geçer ve bebekte ciddi doğumsal anomalilere (sakatlıklara), organ gelişim bozukluklarına veya ani düşüklere (abortus) neden olabilir.
  • İmiquimod (Örn: Aldara Krem): Bağışıklık sistemini değiştiren (immünomodülatör) ve siğil tedavisinde sık kullanılan bu kremin, hamilelikte bebek üzerindeki güvenliği tıbben kanıtlanmamıştır ve kullanımı risklidir.
  • 5-Fluorouracil (5-FU): Doğrudan bir kemoterapi (kanser hücresi öldürücü) ilacıdır. Gebelikte kullanılması bebeğin doğrudan ölümüne veya çok ciddi zihinsel ve fiziksel gelişimsel bozukluklara yol açar. Asla kullanılmamalıdır.

Hamilelikte HPV

HPV Pozitif Anne Adayları Normal Doğum Yapabilir mi?

Gebelikte HPV ve genital siğillerle ilgili anne adaylarının uykularını kaçıran, forumlarda ve internet sitelerinde en çok araştırılan konulardan biri de doğum şeklinin nasıl olacağıdır. Birçok kadın, “HPV testim pozitif çıktı, artık kesinlikle normal doğum yapamam” veya “Bebeğimi tehlikeye atmamak için mecburen sezaryen olmalıyım” gibi yanlış ve kulaktan dolma düşüncelere kapılmaktadır.

Hemen belirtelim: Sadece HPV testinizin pozitif çıkması (vücudunuzda virüsün bulunması), kesinlikle “normal (vajinal) doğum yapamazsınız” anlamına gelmez. Doğum şekline karar verirken kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının asıl baktığı kriter; rahim ağzında (servikste) veya vajina kanalı (doğum yolu) üzerinde aktif, kanamaya meyilli ve bebeğin fiziksel geçişini engelleyecek devasa siğillerin (kondülomların) olup olmadığıdır.

Normal Doğum mu, Sezaryen mi Tercih Edilmeli?

Güncel jinekolojik ve obstetrik kılavuzlara (örneğin Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji – ACOG) göre; eğer anne adayının doğum yolunda (vajinada, vulvada ve rahim ağzında) gözle görülür, aktif bir siğil lezyonu yoksa veya var olan küçük siğiller gebelik sırasında dondurularak/yakılarak başarıyla tedavi edilmişse, normal (vajinal) doğum yapmasında hiçbir tıbbi sakınca yoktur. HPV pozitifliği, tek başına sezaryen doğumu zorunlu kılan bir tıbbi neden (endikasyon) değildir.

Ancak, doktorunuz genellikle gebeliğin 36. veya 38. haftalarında yapacağı son vajinal muayenede (çatı muayenesi) şu riskli durumları tespit ederse Sezaryen Doğum kararı almak zorundadır:

  • Mekanik Engel (Kanalın Kapanması): Siğiller vajina girişini veya içini kapatacak kadar çok sayıda ve büyükse (dev kondülomlar), bebeğin vajinadan çıkışını fiziksel olarak engelliyor ve doğum kanalının esnekliğini bozuyorsa.
  • Ciddi Kanama Riski: Gebelikte siğiller aşırı derecede kanlanmış (vaskülarize) dokulardır. Doğum sırasındaki yoğun ıkınma, doku gerilmesi ve bebeğin başının baskısı, bu siğillerin yırtılarak parçalanmasına ve annede durdurulması çok güç olan, hayati tehlike yaratan devasa kanamalara yol açabileceği öngörülüyorsa.

Laringeal Papillomatozis (Ses Teli Siğilleri) Riski Nedir?

Normal doğum konusunda anne adaylarını haklı olarak en çok korkutan senaryo, virüsün doğum kanalından geçerken bebeğe bulaşmasıdır. Evet, teorik olarak bebeğin enfekte doğum kanalından (vajinadan) geçerken sıvıları yutması veya aspire etmesi (nefes borusuna kaçırması) sonucunda virüs bebeğe bulaşabilir. Bu durumda virüs, bebeğin solunum yollarına ve ses tellerine (larenks) yerleşerek “Laringeal Papillomatozis” (Juvenil Onset Rekürren Solunum Papillomatozu – JORRP) adı verilen oldukça nadir ama ciddi bir hastalığa yol açabilir. Bu hastalık, bebeğin ses tellerinde siğiller çıkmasına, ses kısıklığına ve nefes darlığına neden olur.

Bu tablo kulağa çok korkutucu gelse de, istatistiksel ve bilimsel gerçekler anneyi rahatlatacak yöndedir:

  • Bulaşma İhtimali Çok Düşüktür: Annede aktif siğil olsa bile, bu hastalığın bebekte görülme ihtimali 10.000’de 1 ila 4 gibi son derece nadir bir orandır. Bebeklerin bağışıklık sistemi çoğu zaman bu virüsü hücrelere yerleşmeden başarıyla temizler.
  • Sezaryen Kesin Koruma Sağlamaz: Bilimsel araştırmalar, sezaryen ile doğan bebeklerde bile çok nadiren bu hastalığın görülebildiğini kanıtlamıştır (plasental sızıntı veya erken açılan amniyon sıvısı zarı aracılığıyla).

Sonuç olarak; tıp literatürü, sadece bu çok düşük riski (%0.04) engellemek adına tüm HPV pozitif annelerin rutin olarak sezaryen ameliyatına alınmasını önermez. Çünkü sezaryen ameliyatı da annenin rahmine ve karnına kesi yapılan büyük bir batın cerrahisidir ve anestezi komplikasyonları, enfeksiyon, kanama gibi kendi içinde çok daha yüksek riskler taşır. En sağlıklı ve güvenli karar; siğillerin yoğunluğuna, annenin anatomik yapısına ve gebeliğin genel seyrine göre, doğumu yaptıracak olan tecrübeli kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile birlikte son haftalarda verilmelidir.

Hamilelikte Smear Testi ve Kolposkopi Yapılır mı?

Gebelik döneminde rutin jinekolojik muayenelerin bir parçası olarak Smear (sürüntü) testi yapılması son derece güvenlidir ve kesinlikle ihmal edilmemelidir. Eğer gebelik öncesinde veya hamilelik sırasında yapılan Smear testinizde anormal hücreler saptanırsa veya HPV DNA testiniz pozitif (özellikle yüksek riskli Tip 16 veya 18) gelirse, rahim ağzının büyütülerek detaylı incelenmesi gerekir. Bu hayati inceleme işlemine kolposkopi denir.

Gebelikte Kolposkopi Bebeğe Zarar Verir mi? Biyopsi Alınır mı?

Anne adaylarının en çok endişe ettiği konulardan biri de bu işlemin düşük riskini artırıp artırmayacağıdır. Hamilelikte kolposkopi işlemi sadece “gözlem” amacıyla yapıldığında anneye ve anne karnındaki bebeğe hiçbir zarar vermez. Rahim ağzı özel solüsyonlarla nazikçe yıkanır ve dışarıdan (vücuda temas etmeyen) ışıklı bir mikroskopla incelenir. Bu işlem sırasında rahim ağzı açılmaz veya bebeğin bulunduğu su kesesine dokunulmaz.

Ancak hamilelikte rahim ağzının kanlanması çok fazla olduğu için, zorunlu kalınmadıkça biyopsi (parça) alınması tercih edilmez, çünkü durdurulması zor kanamalara yol açabilir. Sadece “invaziv kanser” (ilerlemiş kanser) şüphesi çok yüksekse minik bir biyopsi alınır. Kolposkopi işleminin adımları, ne kadar sürdüğü ve nasıl yapıldığı hakkında detaylı bilgiyi Kolposkopi Nedir? Nasıl Yapılır? başlıklı yazımızdan güvenle okuyabilirsiniz.

Hamilelikte CIN 1, CIN 2, CIN 3 Saptanırsa Ne Yapılır?

Kolposkopi sonucunda rahim ağzında kanser öncüsü hücresel değişimler (CIN 1, CIN 2 veya CIN 3) görülürse, hamilelik döneminde LEEP veya soğuk konizasyon gibi cerrahi işlemler (rahim ağzının kesilmesi) kesinlikle yapılmaz. Bu cerrahiler rahim ağzını mekanik olarak zayıflatarak düşük (abortus) veya erken doğum riskini ciddi şekilde artırır.

İçinizi rahatlatacak bilimsel gerçek şudur: Hamilelik boyunca (9 ay gibi kısa bir sürede) bu lezyonlar kansere dönüşmez. Bu nedenle sadece yakından (kolposkopik olarak) takip edilir. Kesin tedavi ve cerrahi müdahaleler, doğumdan 6-8 hafta sonra (lohusalık bitiminde) rahim ağzı eski haline döndüğünde güvenli bir şekilde planlanır. Bu hücresel değişimlerin evrelerini ve doğum sonrası süreçte nasıl tedavi edildiğini öğrenmek için CIN 1, CIN 2, CIN 3 Tanısı ve LEEP Tedavisi rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Hamilelikte ve Emzirme Döneminde HPV Aşısı Yapılır mı?

Hamilelik dönemi, Gardasil 9 (HPV aşısı) olmak için uygun bir zaman değildir. Mevcut tıbbi kılavuzlar, aşı takviminin gebelik sonrasına ertelenmesini önermektedir. Ancak, eğer ilk dozu olduktan sonra (bilmeden) hamile olduğunuzu öğrenirseniz paniğe kapılmayın; aşının içeriği canlı virüs barındırmadığı için bebeğe veya gebeliğe zarar vermez. Sadece kalan dozları doğum sonrasına ertelemeniz gerekir.

Öte yandan, emzirme (laktasyon) döneminde HPV aşısı yaptırmak %100 güvenlidir. Aşının içindeki zararsız protein parçacıkları anne sütüne geçip bebeğe zarar vermez. Doğumdan sonra aşı takviminize güvenle başlayabilir veya yarım kalan dozlarınızı tamamlayabilirsiniz. Aşının koruyuculuğu, doz takvimi ve aşının kimlere yapıldığı hakkında tüm güncel detaylar için HPV Aşısı Nedir? Fiyatı ve Koruyuculuğu başlıklı makalemize göz atabilirsiniz.

Riskli Gebeliklerde Neden Deneyimli Bir Uzman Tercih Edilmelidir?

Hamilelik döneminde HPV pozitifliği veya genital siğil varlığı, hem anne adayı için ciddi bir psikolojik yük oluşturur hem de gebelik takibinin standartların ötesinde, çok daha hassas ve “multidisipliner (çoklu uzmanlık gerektiren)” bir yaklaşımla yapılmasını zorunlu kılar. Bu süreçte sadece bebeğin gelişimini izlemek yetmez; aynı zamanda rahim ağzındaki hücresel değişimlerin (CIN) duraklaması, siğillerin bebeğe ve doğuma zarar vermeden güvenle temizlenmesi ve en doğru doğum şeklinin planlanması gerekir.

İstanbul Nişantaşı’ndaki kliniğimizde, bu hassas süreci şansa bırakmıyoruz. Rahim ağzı kanserleri, kolposkopi ve HPV yönetimi konusunda Türkiye’nin en üst düzey referans kurumlarından olan Kolposkopi ve Servikal Patolojiler Derneği‘nin başkanı Prof. Dr. Hanifi Şahin, gebelikteki HPV lezyonlarınızı ve siğillerinizi en güvenli yöntemlerle (kriyoterapi/koter) tedavi ederken; sürecin kadın doğum ve perinatoloji boyutu, gebelik takibi ve güvenli doğum planlamanız uzman ekibimiz tarafından titizlikle yürütülür. Prof. Dr. Hanifi Şahin’in bilimsel yaklaşımı ve uzmanlık alanları hakkında detaylı bilgi almak için hanifisahin.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Ayrıca, genital estetik, vajinal doğumun korunması ve gebelik sürecinin psikolojik olarak en konforlu şekilde atlatılması konusunda Op. Dr. Eda Şahin’in uzmanlık ve tecrübelerinden de destek alınarak, anne ve bebeğin sağlığı bütüncül bir yaklaşımla güvence altına alınır. Erken teşhis ve doğru uzman seçimi, bebeğinizi kucağınıza sağlıkla almanızın en büyük teminatıdır.

Sıkça Sorulan Sorular (S.S.S)

1. Hamilelikte HPV pozitif olmak düşük (abortus) riskini artırır mı?

Hayır. Güncel bilimsel araştırmalara göre, sadece HPV pozitif olmak, bebeğin anne karnında tutunmasını engellemez veya düşük (abortus) riskini doğrudan artırmaz. HPV virüsü rahim içine, amniyon sıvısına veya bebeğin genetiğine etki etmez.

2. Hamileyken çıkan genital siğiller doğumdan sonra kendiliğinden geçer mi?

Bazen evet. Gebelikte baskılanan bağışıklık sistemi ve artan hormonlar, siğilleri büyütür. Doğumdan sonra bağışıklık sisteminin ve hormonların normal seviyelere dönmesiyle birlikte siğillerin bir kısmı kendiliğinden küçülebilir veya kaybolabilir. Ancak bu ihtimale güvenerek tedavi ertelenmemeli, siğillerin doğumu zorlaştırmaması için gebelik sırasında mutlaka güvenli yöntemlerle (kriyoterapi vb.) müdahale edilmelidir.

3. Evdeki doğal yöntemler (elma sirkesi vb.) hamilelikte siğillere sürülebilir mi?

Kesinlikle hayır. Elma sirkesi, çay ağacı yağı veya incir sütü gibi asidik/tahriş edici doğal ürünlerin genital bölgeye sürülmesi, gebelikte artan kanlanma nedeniyle çok daha şiddetli yanıklara, açık yaralara ve ciddi bakteriyel enfeksiyonlara yol açabilir. Enfeksiyonlar erken doğumu tetikleyebilir. Tıbbi tedaviden asla şaşmayın.

4. Emzirme döneminde siğil yaktırmak veya dondurmak süte zarar verir mi?

Hayır, hiçbir zararı yoktur. Koterizasyon (yakma) veya kriyoterapi (dondurma) işlemleri sadece cilt yüzeyinde, bölgesel olarak etki eder. Kana karışan sistemik bir ilaç kullanılmadığı için anne sütünün kalitesini, miktarını bozmaz veya bebeğe geçmez. Emzirme döneminde tedavinizi güvenle olabilirsiniz.

5. HPV virüsü olan annenin bebeğinde ileride kanser riski olur mu?

Hayır. HPV genetik (ırsi) yollarla anneden bebeğe DNA üzerinden aktarılan bir hastalık değildir. Anne karnındayken bebek tamamen güvendedir. Sadece çok düşük bir ihtimalle normal doğum sırasında virüs bebeğin ses tellerine bulaşabilir (Laringeal Papillomatozis), ancak bu durum da kanserleşme eğilimi göstermez.

Related Posts
Clear Filters

CIN 1, CIN 2 ve CIN 3 tedavisi nasıl yapılır? Smear testi sonucu sonrası kolposkopi biyopsi süreci, takip ve rahim…

İstanbul Nişantaşı’nda genital siğil tedavisi, koterizasyon (yakma) ve dondurma fiyatları. Prof. Dr. Hanifi Şahin ile kesin, izsiz ve ağrısız siğil…

HPV virüsü nedir, belirtileri nelerdir ve nasıl bulaşır? HPV testi, genital siğil tedavisi ve Prof. Dr. Hanifi Şahin’in uzmanlık alanları…

Call Now Button