Skip to main content Scroll Top

Kolposkopi Nedir? Nasıl Yapılır? Acı Verir Mi? (2026 Rehberi)

kolposkopi-nedir-nasil-yapilir

Kolposkopi Nedir? Nasıl Yapılır? Acı Verir Mi? (2026 Rehberi)

Kolposkopi nedir, neden istenir ve nasıl yapılır? Kolposkopi işlemi acıtır mı? Biyopsi süreci ve Prof. Dr. Hanifi Şahin’in uzmanlık alanları hakkında güncel bilgiler.

İçindekiler

Kolposkopi Nedir? Nasıl Yapılır? Acı Verir mi? Kapsamlı Rehber (2026)

Kısa Özet (Kolposkopi Nedir?): Kolposkopi, rahim ağzı (serviks), vajina ve vulvanın “kolposkop” adı verilen özel ışıklı ve büyütücü bir mikroskop yardımıyla detaylı olarak incelenmesi işlemidir. Genellikle Pap Smear testinde anormallik saptandığında veya yüksek riskli HPV (özellikle Tip 16 ve 18) pozitif çıktığında, hücresel bozuklukları (kanser öncüsü lezyonları) erken evrede tespit etmek ve gerekirse biyopsi almak amacıyla alanında uzman bir jinekolog veya jinekolojik onkolog tarafından uygulanır.

Kadın sağlığı taramalarında rahim ağzı kanserini önlemenin en önemli adımlarından biri olan Kolposkopi, adını duyduğunda pek çok kadında korku ve endişe yaratan, ancak aslında son derece güvenli, hayat kurtarıcı ve standart jinekolojik muayeneye çok benzeyen bir işlemdir. İnternette yer alan bilgi kirliliği ve asılsız “acı veriyor” yorumları, hastaların bu hayati incelemeyi ertelemesine neden olabilmektedir.

Nişantaşı’ndaki kliniğimizde, Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı ve Türkiye Kolposkopi ve Servikal Patolojiler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hanifi Şahin gözetiminde, uluslararası standartlarda ve hastalarımızın psikolojik konforunu en üst düzeyde tutarak gerçekleştirdiğimiz kolposkopi süreci hakkında merak ettiğiniz tüm bilimsel gerçekleri bu kapsamlı rehberde bir araya getirdik.

Kolposkopi (Rahim Ağzı İncelemesi) Tam Olarak Nedir?

Tıbbi terminolojide “Kolpo” (vajina) ve “skopi” (bakmak/incelemek) kelimelerinin birleşiminden oluşan kolposkopi; çıplak gözle görülmesi mümkün olmayan milimetrik hücresel değişimleri, anormal damarlanmaları ve şüpheli dokuları tespit etmeye yarayan ileri düzey bir tanı yöntemidir.

Kolposkop cihazı, bir nevi güçlü bir dürbün veya ışıklı mikroskop gibi çalışır. Hastaların en çok yanıldığı nokta cihazın vücudun içine gireceği korkusudur; oysa kolposkop cihazı kesinlikle vajina içine yerleştirilmez. Cihaz, muayene masasının hemen dışarısında durur ve hekimin rahim ağzı dokusunu normal boyutundan 4 ila 40 kat arası büyüterek 3 boyutlu ve yüksek çözünürlüklü olarak incelemesini sağlar. Bu sayede, kansere dönüşme potansiyeli taşıyan en ufak bir lezyon bile gözden kaçmaz.

Neden Kolposkopi Yaptırmam İstenir? (Temel Endikasyonlar)

Doktorunuzun sizden kolposkopi istemesi, “kanser olduğunuz” anlamına gelmez. Aksine, bu inceleme kanserleşme sürecini yıllar öncesinden durdurmak için atılan en güçlü “koruyucu” adımdır. Bir hastanın kolposkopik incelemeye yönlendirilmesinin başlıca tıbbi nedenleri (endikasyonları) şunlardır:

Anormal Smear Testi Sonuçları (ASCUS, LSIL, HSIL)

Rutin jinekolojik muayenelerde alınan Pap Smear testinin patoloji sonucu anormal (temiz olmayan) geldiğinde ilk yapılması gereken işlem kolposkopidir. Smear raporunuzda;

  • ASCUS (Önemi belirlenemeyen atipik hücreler),

  • LSIL (Düşük dereceli hücresel değişiklikler – genellikle hafif HPV enfeksiyonuna işaret eder),

  • HSIL (Yüksek dereceli hücresel değişiklikler – CIN 2, CIN 3 gibi kanser öncüsü ciddi lezyon şüphesi) gibi terimler yer alıyorsa, bu hücrelerin kaynağını ve rahim ağzındaki tam yerini tespit etmek için kolposkopik haritalama şarttır. Smear testi sadece “hücrelerin yapısında bir sorun var” der, kolposkopi ise bu sorunun “nerede olduğunu ve ne kadar derinleştiğini” gösterir.

Yüksek Riskli HPV Pozitifliği (Tip 16, 18 ve Diğerleri)

Günümüzde rahim ağzı kanserlerinin %99’undan fazlasının temel sorumlusu İnsan Papilloma Virüsü (HPV)’dür. HPV taraması sonucunuzda, kanser yapma riski en yüksek olan Tip 16 veya Tip 18 pozitif çıkarsa, Smear testiniz tamamen normal (temiz) gelse dahi uluslararası protokollere göre doğrudan kolposkopi yapılmalıdır. Virüsün rahim ağzı dokusuna yerleşip yerleşmediği, sadece özel solüsyonlar kullanılarak yapılan kolposkopik haritalama ile anlaşılabilir. Virüsün doğası, bulaşma yolları ve vücuttan nasıl atılacağı hakkında daha detaylı bilgi edinmek isterseniz, HPV Nedir? Belirtileri, Testi ve Kesin Tedavi Yöntemleri başlıklı kapsamlı rehberimizi mutlaka incelemelisiniz.

İlişki Sonrası Kanama ve Şüpheli Lezyonlar

Smear ve HPV testlerinden bağımsız olarak, kadının şikayetleri ve hekimin fiziksel muayenesi de kolposkopi kararı için yeterli olabilir. Özellikle:

  • Cinsel ilişki sırasında veya hemen sonrasında yaşanan açıklanamayan vajinal kanamalar (postkoital kanama),

  • Menopoz sonrası dönemde aniden ortaya çıkan kanamalar,

  • Rutin pelvik muayene sırasında hekimin çıplak gözle rahim ağzında veya vajina duvarında şüpheli bir yara, kitle veya geçmeyen inatçı genital siğiller (kondülom) görmesi durumunda, kesin tanı koymak ve gerekirse hedefe yönelik nokta atışı biyopsi almak için kolposkopi altın standarttır.

Kolposkopi Öncesi Hazırlık Süreci: Neler Yapılmalı?

Kolposkopi işlemi, cerrahi bir ameliyat olmadığı için öncesinde genel anestezi gerektiren işlemler gibi uzun bir açlık, bağırsak temizliği veya özel bir hastane yatış hazırlığı gerektirmez. Ancak işlemin tanısal başarı oranını, yani rahim ağzındaki milimetrik hücresel değişikliklerin doktor tarafından net bir şekilde görülebilmesini doğrudan etkileyen bazı kritik kurallar vardır. Kliniğimize gelmeden önce hastalarımızın dikkat etmesi gereken bu adımlar, işlem sırasında uygulanacak özel solüsyonların (asetik asit ve lugol) rahim ağzı dokusuyla tam ve kesintisiz temasını sağlamak için hayati önem taşır.

Adet (Regl) Döneminde Kolposkopi Yapılır mı? En Uygun Zaman Nedir?

Hastalarımızın randevu oluştururken en çok sorduğu ve endişe ettiği konulardan biri adet döngüsüyle ilgilidir. İdeal şartlarda tıbbi yaklaşımımız, adet (regl) döneminde kolposkopi yapılmaması yönündedir. Bunun temel nedeni, yoğun adet kanamasının rahim ağzı (serviks) yüzeyini kalın bir tabaka halinde kaplayarak, kolposkop cihazının güçlü ışığı altında bile net ve pürüzsüz bir görüntü elde edilmesini engellemesidir. Ayrıca işlem sırasında rahim ağzına sürülen özel kimyasal sıvıların doku tarafından emilmesi kanama nedeniyle zorlaşır, sıvı kanla akıp gider ve bu durum yanlış (yalancı negatif) sonuçlara yol açabilir.

Peki, kolposkopi için en uygun zaman dilimi nedir? Tıbbi olarak en net, güvenilir görüntü ve en doğru biyopsi sonucu, adet kanamanızın tamamen bittiği günden sonraki ilk birkaç gün ile yumurtlama döneminden önceki zaman dilimidir (genellikle adet döngüsünün 8. ile 12. günleri arası). Ancak, adet düzensizliği yaşıyorsanız, kanamanız çok hafif lekelenme tarzındaysa veya menopoz dönemindeyseniz, işlemi yapacak olan Jinekolojik Onkoloji uzmanının değerlendirmesiyle işlem takvimi esnetilebilir. Sadece şiddetli ve durdurulamayan anormal kanamalarda (kanser şüphesi aciliyeti varsa), doktorunuz kanamayı durdurucu özel müdahaleler yaparak regl durumunuza bakmaksızın acil kolposkopiyi uygulayabilir.

İşlem Öncesi Cinsel İlişki, Tampon ve Vajinal İlaç Kullanımı

Rahim ağzı hücrelerinin en doğal ve dış etkenlerden arındırılmış haliyle incelenmesi, teşhisin doğruluğu (yanlış biyopsi alınmaması) için şarttır. Bu nedenle kolposkopi randevunuzdan en az 24 ila 48 saat önce vajinal bölgeye dışarıdan hiçbir müdahalede bulunulmamalıdır. Bu hassas süreçte dikkat etmeniz gereken altın kurallar şunlardır:

  • Cinsel İlişki Yasaktır: İşlemden 1-2 gün önce cinsel ilişkiden (vajinal penetrasyon) kesinlikle kaçınılmalıdır. Semen (meni) sıvısı, kayganlaştırıcı jeller (lubrikantlar) ve prezervatif (kondom) üzerindeki kimyasallar, rahim ağzı hücrelerinin yapısını geçici olarak değiştirebilir veya doktorun şüpheli dokuyu net görmesini sağlayan asetik asit reaksiyonunu bozabilir.

  • Tampon Kullanımı Bırakılmalıdır: Adet döneminizin son günlerindeyken randevunuz yaklaştıysa sadece ped kullanmalı, tampon kesinlikle vajina içine yerleştirilmemelidir. Tampon, vajina duvarındaki ve rahim ağzındaki yüzeyel hücreleri mekanik sürtünmeyle dökebilir; bu da incelenmesi gereken hastalıklı hücrelerin mikroskop altında gözden kaçmasına neden olabilir.

  • Vajinal Duş (Vajina İçini Yıkama) Yapılmamalıdır: Vajinanın içini suyla, sabunla veya özel kozmetik jellerle yıkamak (vajinal duş), sadece doğal florayı bozup enfeksiyon riskini artırmakla kalmaz, aynı zamanda incelenecek olan hücresel yapıyı da tamamen yıkayarak ortadan kaldırır. Dış genital bölgenin (vulva) ılık suyla dışarıdan temizlenmesi yeterlidir.

  • Vajinal Fitil, Krem veya İlaçlar Kesilmelidir: Doktorunuz tarafından özellikle devam etmeniz söylenmedikçe, işlemden önceki 48 saat boyunca vajinal mantar kremleri, enfeksiyon fitilleri (supozituvarlar) veya spermisid (sperm öldürücü) köpükler kullanılmamalıdır. Bu tıbbi maddeler rahim ağzında kalın ve beyaz bir tabaka oluşturarak kolposkopik boyama işlemini imkansız hale getirir.

Küçük Bir İpucu: İşlem günü kliniğe gelirken rahat giyilip çıkarılabilen kıyafetler (etek veya bol elbiseler) tercih etmeniz ve işlem sırasında alınabilecek olası bir biyopsi sonrası oluşabilecek hafif adet sancısı benzeri krampları önlemek adına, randevudan yaklaşık bir saat önce doktorunuzun da onayladığı basit bir ağrı kesiciyi (ibuprofen vb.) tok karnına almanız, süreci sizin için çok daha konforlu ve stressiz kılacaktır.

Adım Adım Kolposkopi İşlemi Nasıl Yapılır? (Klinik Süreç)

Kolposkopi işlemi, adının yarattığı karmaşık algının aksine, standart bir jinekolojik muayene (Smear testi alınması) ile neredeyse aynı hissi veren, oldukça pratik ve genellikle 10 ila 15 dakika süren ayakta bir işlemdir. Hastalarımızın kliniğimizden yüzlerinde bir tebessümle ve “Bu kadar mıydı?” diyerek ayrılmaları en sık karşılaştığımız durumdur. İşlem sırasında anesteziye ihtiyaç duyulmaz; bilinciniz tamamen açık olur ve doktorunuz her adımı size anlatarak ilerler. Gelin, bu süreci baştan sona, adım adım inceleyelim.

Spekulum Yerleştirilmesi ve İlk İnceleme

Muayene masasına tıpkı rutin kontrollerinizde olduğu gibi (jinekolojik pozisyonda) uzanmanız istenir. İlk adım, vajina duvarlarını nazikçe aralamak ve rahim ağzını (serviks) görünür hale getirmek için “spekulum” adı verilen aletin vajinaya yerleştirilmesidir. Kliniğimizde, hastalarımızın konforunu sağlamak amacıyla soğuk hissi yaratmayan, tek kullanımlık plastik veya vücut ısısına uygun metal spekulumlar tercih edilmektedir. Spekulum yerleştirildikten sonra, rahim ağzı ve vajina duvarlarındaki doğal salgılar (mukus) özel bir pamuklu çubukla yavaşça temizlenir. Bu aşamada hiçbir ağrı veya acı hissedilmez.

Kolposkop Cihazının İşlevi ve Yeşil Filtre (Yeşil Işık) Kullanımı

Rahim ağzı temizlendikten sonra asıl inceleme başlar. Doktorunuz, kolposkop cihazını muayene masasının hemen dışına, size temas etmeyecek şekilde (yaklaşık 30 cm uzağa) konumlandırır. Cihazın güçlü ışık kaynağı rahim ağzınızı aydınlatır ve mikroskobik lensleri sayesinde doku 40 kata kadar büyütülerek incelenir.

İlk gözlem çıplak (beyaz) ışıkla yapıldıktan sonra doktorunuz, cihazdaki yeşil filtreyi (yeşil ışık) devreye sokar. Yeşil ışığın mucizevi özelliği, kırmızı renkli olan damar yapılarını siyah veya koyu renkli göstererek belirginleştirmesidir. Rahim ağzı kanseri ve öncü lezyonları, beslenebilmek için anormal ve kaotik damar ağları (mozaik veya punktasyon görünümü) oluştururlar. Yeşil ışık altında bu şüpheli damar yapıları saniyeler içinde tespit edilir.

Asetik Asit (Sirke Ruhu) Uygulaması ve “Beyazlaşma” Reaksiyonu

Anormal damarlanmalar incelendikten sonra, işlemin en kritik aşamasına geçilir. Doktorunuz, %3 ila %5 oranında seyreltilmiş asetik asit (halk arasındaki adıyla sirke ruhu) içeren özel bir solüsyonu uzun bir pamuklu çubuk veya sprey yardımıyla rahim ağzı yüzeyine sürer.

Bu sıvının sürülmesi sırasında vajinada 1-2 dakika süren hafif bir yanma veya sızlama hissedebilirsiniz; bu tamamen normal ve geçici bir histir. Asetik asidin görevi bir dedektif gibi çalışmaktır. Sağlıklı rahim ağzı hücreleri bu sıvıya tepki vermezken, HPV virüsü ile enfekte olmuş, yapısı bozulmuş veya kanser öncüsü (CIN) değişime uğramış hücrelerin protein yapısı asetik asitle reaksiyona girerek aniden beyazlaşır (Asetobeyaz Epitel). Doktorunuz kolposkop ile bakarak bu beyazlayan alanların sınırlarını, kalınlığını ve şeklini haritalandırır.

Lugol İyot Solüsyonu (Schiller Testi) ile Boyama

Asetik asit testinden sonra şüpheleri kesinleştirmek veya sınırları daha net çizmek için ikinci bir boyama işlemi yapılabilir. Buna Schiller Testi denir. Bu aşamada rahim ağzına Lugol solüsyonu (iyot içerikli kahverengi bir sıvı) sürülür.

İyot solüsyonunun çalışma mantığı tam tersidir: Sağlıklı ve olgun rahim ağzı hücreleri glikojen (şeker) açısından zengin oldukları için iyodu hemen emer ve koyu kahverengi/maun rengine boyanır. Ancak kanser öncüsü hastalıklı hücreler glikojen içermedikleri için iyodu ememez ve soluk sarı (hardal sarısı) renkte kalırlar. Bu net renk ayrımı sayesinde, eğer biyopsi (parça) alınması gerekiyorsa, doktor tam olarak hangi milimetrik alandan biyopsi alması gerektiğini şaşmaz bir doğrulukla tespit etmiş olur. İşlem bitiminde spekulum çıkarılır ve muayene tamamlanır.

Kolposkopik Biyopsi (Parça Alma): Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?

Kolposkopi sırasında doktorunuz özel solüsyonları (asetik asit ve lugol) uyguladıktan sonra dokuların verdiği reaksiyonu dikkatle inceler. Şunu belirtmek çok önemlidir: Her kolposkopi işleminde mutlaka parça alınacak diye bir kural yoktur. Eğer rahim ağzında hiçbir anormal renk değişimi veya şüpheli damarlanma görülmezse, işlem sadece bir “inceleme” olarak sonlandırılır ve biyopsi (parça) alınmasına gerek kalmaz.

Ancak, asetik asit sonrası beyazlaşan (asetobeyaz epitel) veya iyot tutmayan şüpheli alanlar haritalandırılırsa, kesin teşhis (patolojik inceleme) için bu bölgelerden milimetrik doku örnekleri alınması şarttır. Gözle görülen şüphe, ancak mikroskop altındaki patoloji raporu ile kesin bir tanıya (CIN 1, CIN 2, CIN 3 veya Kanser) dönüşebilir. Bu aşamada temel olarak iki farklı biyopsi tekniği kullanılır:

Punch (Zımba) Biyopsi Nedir?

Tespit edilen şüpheli lezyonların tam merkezinden ve sınırlarından, “punch biyopsi forsepsi” adı verilen özel tasarımlı tıbbi bir alet yardımıyla milimetrik boyutlarda (yaklaşık bir elma çekirdeği veya toplu iğne başı büyüklüğünde) doku parçalarının alınması işlemidir.

Birçok hasta “parça koparılması” fikrinden çok korksa da, rahim ağzı (serviks) ağrı ileten sinir uçları bakımından cildimize kıyasla oldukça fakir bir bölgedir. Bu nedenle, punch biyopsi işlemi sırasında keskin bir kesi acısından ziyade, anlık ve hafif bir “çimdiklenme”, tırnak ucu dokunuşu veya hafif bir baskı hissi yaşanır. Saniyeler içinde tamamlanan bu işlem genellikle anestezi dahi gerektirmez. Alınan bu küçük parçalar, kanser öncüsü hücrelerin varlığını ve derinliğini kesin olarak belirlemek üzere özel solüsyonlar içinde patoloji laboratuvarına gönderilir.

Endoservikal Küretaj (ECC – Rahim Kanalı İçi İnceleme) Nedir?

Kolposkop cihazı rahim ağzının vajinaya bakan dış yüzeyini mükemmel bir şekilde haritalandırsa da, rahim ağzı kanalı (endoservikal kanal) adı verilen rahmin iç tüneline doğrudan ve derinlemesine bir görüş sağlamaz. Eğer şüpheli hücrelerin (lezyonun) sınırları bu kanalın içine doğru ilerliyorsa, hastanın HPV Tip 16 veya Tip 18 pozitifliği varsa veya Smear testinde glandüler hücre anormalliği (AGC) saptanmışsa, Endoservikal Küretaj (ECC) adı verilen işlem mutlaka uygulanmalıdır.

ECC işleminde; ince, kaşık benzeri küçücük bir alet (küret) veya özel bir servikal fırça kullanılarak rahim ağzı kanalının iç yüzeyindeki hücreler nazikçe süpürülerek (kazınarak) toplanır. Bu işlem, rahim kanalının yapısı gereği rahmin kasılma refleksini uyarabilir. Bu sebeple işlem anında, tıpkı adet (regl) sancısına benzeyen, saniyeler süren hafif veya orta şiddette bir kasık krampı hissedilebilir. İşlem biter bitmez bu kramp hissi hızla azalarak kaybolur.

En Çok Korkulan Soru: Kolposkopi Acı Verir mi?

İnternet forumlarında veya kulaktan kulağa yayılan abartılı ve yanlış hikayeler, maalesef birçok kadının rahim ağzı kanserinden korunmak için atması gereken bu en hayati adımı ertelemesine neden olmaktadır. Size en şeffaf tıbbi gerçeği söylemeliyiz: Kolposkopi işlemi genel hatlarıyla ağrılı veya dayanılmaz bir işlem kesinlikle değildir. Sürecin büyük bir kısmı, yıllardır yaptırdığınız rutin Pap Smear testinden veya standart bir jinekolojik muayeneden farksızdır. Ancak işlem sırasında kullanılan bazı solüsyonlar veya biyopsi anı, kişiden kişiye değişen hafif rahatsızlık hisleri yaratabilir.

İşlem Sırasındaki Hissiyat ve Biyopsi Ağrısı

Kolposkopi sürecini hissel olarak ikiye ayırmak, neyle karşılaşacağınızı bilmeniz açısından sizi çok rahatlatacaktır:

  1. İnceleme Aşaması (Ağrısızdır): Spekulumun yerleştirilmesi ve doktorun kolposkop cihazı ile (dışarıdan) rahim ağzınıza bakması sırasında hiçbir acı hissetmezsiniz. Sadece spekulumun yarattığı hafif bir baskı ve gerginlik hissi olabilir. Rahim ağzını boyamak için asetik asit (sirke ruhu) sürüldüğünde ise, vajina içinde 1-2 dakika sürebilen hafif bir sızlama, yanma veya karıncalanma hissedilmesi son derece normaldir.

  2. Biyopsi (Parça Alma) Aşaması (Hafif Kramplı Olabilir): Eğer doktorunuz şüpheli bir alan görüp biyopsi (Punch biyopsi) almaya karar verirse, rahim ağzı sinir uçları bakımından zayıf bir bölge olduğu için keskin bir “et kesilmesi” acısı yaşamazsınız. Hastalarımız bu anı genellikle anlık bir “çimdiklenme”, “tırnak ucu dokunuşu” veya saniyeler süren künt bir baskı olarak tarif ederler. Ancak rahim kanalı içinden örnek (ECC) alınması gerekirse, rahmin doğal kasılma refleksi devreye gireceği için anlık olarak adet (regl) sancısına benzeyen hafif/orta şiddette bir kasık krampı hissedilebilir. Bu kramp, işlem biter bitmez hızla kaybolur. İşlemden 1 saat önce alınacak basit bir ağrı kesici (ibuprofen vb.), bu kramp hissini neredeyse tamamen ortadan kaldırır.

Vajinismus Geçmişi Olan ve Korkan Hastalarda Yaklaşım

Jinekolojik muayene masası, bazı kadınlar için sadece fiziksel bir işlem değil, aynı zamanda ciddi bir psikolojik bariyerdir. Özellikle jinekolojik muayene korkusu (jinekolofobi), geçmiş travmaları veya vajinismus öyküsü olan hastalarımız için kolposkopi fikri bile ciddi panik ataklara veya yoğun kaygıya (anksiyete) yol açabilir. Bu gruptaki hastalarımızda sadece üst düzey cerrahi tecrübe değil, aynı zamanda sonsuz bir sabır, şefkat ve psikolojik destek şarttır.

Hastanın kendini güvende hissetmediği, kasıldığı ve korktuğu bir ortamda sağlıklı bir kolposkopik değerlendirme yapmak mümkün değildir. Bu noktada, kadın psikolojisini merkeze alan, jinekolojik korkuların yenilmesi ve vajinismus tedavisi konusunda derin bir uzmanlığa sahip olan Op. Dr. Eda Şahin’in (edasahin.com.tr) bütüncül ve empatik kadın sağlığı yaklaşımlarından ilham alarak, kliniğimizde her hastamıza “kişiye özel” bir konfor alanı yaratıyoruz. İleri derece korkusu olan veya vajinismus geçmişi nedeniyle spekulum muayenesini tolere edemeyen hastalarımız için, anestezi uzmanı eşliğinde hafif sedasyon (uyku hali) altında, hiçbir şey hissetmeden ve psikolojik travma yaşamadan kolposkopi ve biyopsi işlemlerini güvenle tamamlayabiliyoruz. Amacımız; hem sağlığınızı korumak hem de ruhsal bütünlüğünüze saygı duymaktır.

Kolposkopi Sonrası İyileşme Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kolposkopi işlemi tamamlandıktan sonra, kliniğimizde kısa bir süre dinlendikten sonra aynı gün içinde evinize veya işinize, yani normal günlük yaşantınıza rahatlıkla dönebilirsiniz. Eğer işlem sırasında sadece inceleme yapılmış ve hiçbir biyopsi (parça) alınmamışsa, herhangi bir kısıtlamanız yoktur ve iyileşme süreci anında tamamlanmış sayılır.

Ancak, rahim ağzından milimetrik de olsa bir doku örneği (punch biyopsi veya ECC) alınmışsa, o bölgede küçük bir yara oluşur. Rahim ağzı kendini çok hızlı yenileyen bir doku olsa da, enfeksiyon riskini sıfıra indirmek ve sağlıklı bir iyileşme sağlamak için hastalarımızın uyması gereken çok net ve hayati kurallar vardır.

İşlem Sonrası Kanama, Koyu Renkli Akıntı (Monsel Solüsyonu Etkisi) ve Kramp

Biyopsi alınan hastalarımızın işlemden sonraki ilk 1 hafta içinde karşılaşabileceği ve tamamen normal kabul edilen bazı bedensel tepkiler şunlardır:

  • Hafif Kanama ve Lekelenme: Parça alınan bölgeden birkaç gün boyunca açık pembe, kırmızı veya kahverengi tonlarında hafif lekelenme tarzı kanamalar olması beklenen bir durumdur. Bu kanama genellikle adet kanamasından çok daha azdır.

  • Koyu Renkli (Telveli) Akıntı ve Monsel Solüsyonu: Hastalarımızı en çok paniğe sevk eden durum, işlemden sonraki günlerde vajinadan gelen koyu kahverengi, siyahımsı, hardal sarısı veya kahve telvesine benzeyen pütürlü akıntılardır. Bu durum bir enfeksiyon veya kanama işareti değildir! Doktorunuz, biyopsi alınan bölgedeki kanamayı anında durdurmak için o bölgeye “Monsel Solüsyonu” adı verilen özel bir tıbbi pasta (kimyasal koterizan) sürer. Bu pasta, kanla birleşerek koyu bir kabuk oluşturur ve iyileşme sürecinde bu kabuklar vajinal salgılarla birlikte parça parça dışarı atılır.

  • Kasık Krampları: Özellikle rahim kanalından (Endoservikal Küretaj – ECC) örnek alınmışsa, rahmin kasılmasına bağlı olarak işlem gününde ve ertesi gün hafif veya orta şiddette adet (regl) sancısına benzer kramplar yaşayabilirsiniz. Sıcak su torbası (karnın alt bölgesine) ve doktorunuzun önerdiği basit ağrı kesiciler bu süreci rahat atlatmanızı sağlar.

İyileşme Döneminde Cinsel İlişki, Banyo ve Tampon Yasakları

Biyopsi sonrası rahim ağzındaki küçük yaranın tam olarak kapanması ve enfeksiyon kapmaması için “pelvik istirahat” (vajinal bölgenin dinlendirilmesi) şarttır. Doktorunuz aksini belirtmedikçe, işlemden sonraki en az 10 ila 14 gün boyunca şu altın kurallara harfiyen uyulmalıdır:

  1. Cinsel İlişki Kesinlikle Yasaktır: İyileşme sürecinde cinsel ilişkiye girmek (vajinal penetrasyon), henüz kapanmamış olan biyopsi yarasının kanamasına ve dışarıdan gelen bakterilerle ciddi rahim ağzı enfeksiyonlarına (servisit) yol açabilir.

  2. Tampon ve Menstrüel Kap Kullanılmamalıdır: Bu süreçte adet (regl) olursanız veya işlem sonrası lekelenmeleriniz için sadece dışarıdan takılan hijyenik pedler kullanmalısınız. Vajina içine yerleştirilen tamponlar yarayı tahriş edebilir ve enfeksiyon riskini artırır.

  3. Havuz, Deniz ve Küvet Yasaktır: İyileşme süreci tamamlanana kadar vajina içine su dolmasına neden olabilecek küvette banyo yapmak, yüzme havuzuna girmek, denize girmek, sauna veya jakuzi kullanmak enfeksiyon riski taşıdığı için yasaktır. Temizliğinizi sadece ayakta duş alarak yapmalısınız.

  4. Vajinal Duş Yapılmamalıdır: Vajinanın içini su, sabun veya kozmetik jellerle yıkamak her zaman zararlıdır ancak biyopsi sonrasındaki açık yara varken çok daha tehlikelidir.

Hangi Durumlarda Acilen Doktora Başvurulmalı?

Kolposkopi ve biyopsi sonrasında komplikasyon (istenmeyen yan etki) gelişme riski son derece düşüktür (%1’den az). Ancak nadir de olsa vücudunuzun verdiği şu “kırmızı bayrak” (alarm) belirtilerinden herhangi birini yaşarsanız, vakit kaybetmeden işlemi yapan hekiminize veya en yakın acil servise başvurmalısınız:

  • Şiddetli ve Durmayan Kanama: Lekelenme yerine, tıpkı yoğun bir adet kanaması gibi akan, saatte bir ped değiştirmenizi gerektiren veya büyük kan pıhtıları düşürmenize neden olan aktif taze kanama.

  • Şiddetli Pelvik Ağrı: Ağrı kesicilere rağmen geçmeyen, giderek artan ve kramp boyutunu aşan dayanılmaz alt karın ve kasık ağrısı.

  • Ateş ve Titreme: Vücut ısısının 38°C ve üzerine çıkması, üşüme veya titreme nöbetleri (genellikle enfeksiyonun kana karıştığının belirtisidir).

  • Kötü Kokulu Akıntı: Monsel solüsyonunun yarattığı kokusuz koyu akıntı normaldir; ancak akıntınız sarı-yeşil renkteyse, köpüklüyse ve çürük/kötü bir koku yayıyorsa bu durum vajinal enfeksiyon habercisidir ve antibiyotik tedavisi gerektirir.

Kolposkopi Sonuçları (Patoloji Raporu) Ne Anlama Gelir?

Kolposkopi işlemi tamamlanıp biyopsi alındıktan sonraki 1 ila 2 haftalık bekleme süresi, hastalarımız için psikolojik olarak en zorlayıcı dönemdir. Ancak şu tıbbi gerçeği bilmek içinizi rahatlatacaktır: Alınan parçanın patoloji laboratuvarına gitmesi, kanser olduğunuz anlamına gelmez. Patoloji uzmanı, rahim ağzından alınan o milimetrik dokuları özel boyalarla boyayıp mikroskop altında hücresel düzeyde inceler. Gelen rapor, rahim ağzındaki hücrelerin HPV virüsü nedeniyle ne derece değişime (displazi) uğradığını bize kesin ve net olarak söyler.

CIN 1, CIN 2, CIN 3 ve Kanser Öncüsü Lezyonların Anlamı

Patoloji raporunuzda göreceğiniz en temel kısaltma CIN (Servikal İntraepitelyal Neoplazi) olacaktır. CIN, kesinlikle kanser demek değildir; rahim ağzı yüzeyindeki hücrelerin normal yapısını kaybederek “kanser öncüsü” (prekanseröz) hücrelere dönüşmeye başladığını gösteren tıbbi bir evreleme sistemidir. Bu değişimlerin derinliğine göre 3 farklı derecede sınıflandırılır:

  • CIN 1 (Hafif Displazi / LSIL): Hücresel bozulma, rahim ağzı dokusunun sadece en alt (yüzeyel) üçte birlik kısmını etkilemiştir. Bu durum genellikle düşük riskli HPV enfeksiyonlarının bir sonucudur. CIN 1 lezyonlarının büyük bir çoğunluğu (%70-80 oranında) kadının kendi bağışıklık sistemi sayesinde 1 ila 2 yıl içerisinde kendiliğinden iyileşir ve kaybolur. Bu nedenle CIN 1 tanısı alan hastalarda genellikle hemen cerrahi bir müdahale (yakma, dondurma veya kesme) yapılmaz; bunun yerine doktorunuz sizi belirli aralıklarla Smear ve HPV testi ile yakından “takip” etmeyi tercih eder.

  • CIN 2 (Orta Displazi / HSIL): Anormal hücreler, rahim ağzı dokusunun üçte ikilik kısmına yayılmıştır. CIN 2, “gri bölge” olarak kabul edilir. Kendi kendine iyileşme ihtimali CIN 1’e göre çok daha düşüktür ve zamanla ilerleme riski taşır. Bu nedenle, hastanın yaşına ve çocuk sahibi olma isteğine (doğurganlık durumuna) göre genellikle tedavi edilmesi (hastalıklı dokunun çıkarılması) önerilir.

  • CIN 3 (Ağır Displazi / HSIL – Karsinoma İn Situ): Rahim ağzı yüzeyindeki hücrelerin tamamına yakını (tüm katmanları) anormalleşmiştir. CIN 3, kanserleşme sürecinin kansere dönüşmeden önceki son durağıdır. Bu aşamada hücreler henüz rahim ağzının derin dokularına (bazal membrana) hücum etmediği için gerçek bir kanser (invaziv kanser) sayılmaz, ancak tedavi edilmediğinde rahim ağzı kanserine dönüşme ihtimali çok yüksektir. CIN 3 tanısı alan hastalarda hiç vakit kaybetmeden LEEP veya Soğuk Konizasyon gibi rahim koruyucu cerrahi yöntemlerle bu hastalıklı alanın tamamen temizlenmesi zorunludur.

 

Özel Durumlarda Kolposkopi Uygulamaları

Kolposkopi genellikle standart jinekolojik prosedürlerle uygulanabilse de, kadının içinde bulunduğu bazı özel fizyolojik dönemler, işlemin yapılma şeklini ve doktorun yaklaşımını değiştirebilir. Bu özel durumların başında hamilelik ve menopoz dönemi gelir.

Hamilelikte (Gebelikte) Kolposkopi Güvenli mi? Bebeğe Zarar Verir mi?

Anne adaylarının Smear testi veya HPV taraması anormal geldiğinde yaşadıkları panik, bebeğe bir şey olacağı korkusuyla birleştiğinde oldukça yıpratıcı olabilir. Öncelikle içinizi tamamen ferahlatacak tıbbi gerçeği belirtelim: Hamilelikte kolposkopi işlemi bebeğiniz için %100 güvenlidir. İşlem sırasında rahim içine (bebeğin bulunduğu alana) kesinlikle girilmez, sadece vajina ve rahim ağzının dış yüzeyi ışıklı büyüteçle incelenir. Kullanılan asetik asit veya iyot solüsyonlarının da bebeğe hiçbir teratojenik (zararlı) etkisi yoktur.

Ancak hamilelikte kolposkopi yönetiminin temel bir farkı vardır: Biyopsi kararı. Gebelik döneminde rahim ağzının kanlanması (damar yapısı) muazzam derecede artar. Bu nedenle, rahim ağzından parça (punch biyopsi) alınması durdurulması zor kanamalara yol açabilir. Jinekolojik onkologlar, hamile bir hastada kolposkopi yaparken sadece “gözlem” yapmayı tercih ederler. Eğer çıplak gözle veya kolposkopla invaziv kanser (ilerlemiş kanser) şüphesi görülmüyorsa, sadece CIN 1 veya CIN 2 düzeyinde bir şüphe varsa, biyopsi ve tedavi işlemleri doğumdan sonraya (genellikle lohusalık bitimine, yani doğumdan 6-8 hafta sonraya) ertelenir.

Önemli Not: Hamilelerde rahim kanalı içinden parça alınması işlemi olan Endoservikal Küretaj (ECC), düşük veya erken doğum riskini tetikleyebileceği için KESİNLİKLE yapılmaz.

Menopoz Döneminde Kolposkopi Zorlukları

Menopoz dönemi, kadın vücudunda östrojen hormonunun dramatik şekilde azaldığı bir süreçtir. Bu hormonal eksiklik, vajina ve rahim ağzı dokularının incelmesine, kurumasına ve esnekliğini kaybetmesine (vajinal atrofi) neden olur. Menopozdaki bir hastada kolposkopi yapılmasının temel zorlukları şunlardır:

  1. Hücrelerin İçeri Kaçması (Transformasyon Zonunun Yer Değiştirmesi): Rahim ağzı kanseri ve öncü lezyonlarının (CIN) %90’ı, “Transformasyon Zonu” adı verilen hücresel dönüşüm bölgesinde başlar. Üreme çağındaki genç kadınlarda bu bölge rahim ağzının dış yüzeyindedir ve kolposkopla çok rahat görülür. Ancak menopozla birlikte bu bölge, rahim kanalının (endoservikal kanal) derinliklerine doğru çekilir. Doktor, kolposkopla dışarıdan baktığında riskli bölgeyi tam olarak göremeyebilir (Yetersiz Kolposkopi).

  2. Yalancı Pozitif Sonuçlar: Atrofiye (incelmeye) uğramış rahim ağzı dokusu, asetik asit sürüldüğünde tıpkı hastalıklı hücreler (CIN) gibi beyazlayabilir. Bu durum, gereksiz paniklere ve gereksiz biyopsilere yol açabilir.

Bu zorlukları aşmak için deneyimli hekimler, işlemden yaklaşık 1 ila 2 hafta önce hastaya lokal östrojen kremleri veya fitilleri kullandırarak rahim ağzı dokusunu geçici olarak canlandırır (olgunlaştırır). Bu sayede hem hücreler net bir şekilde görünür hale gelir hem de yalancı pozitif sonuçların önüne geçilerek en doğru teşhis konulur. Menopoz döneminde kolposkopi kararı alındığında, rahim kanalının içinin de mutlaka ince fırçalarla (ECC) değerlendirilmesi hayati önem taşır.

Kolposkopi Nedir? Nasıl Yapılır? Acı Verir Mi

Neden Deneyimli Bir Jinekolojik Onkolog Tercih Edilmelidir?

Kolposkopi, sadece bir cihazı vajinaya yöneltip bakmaktan ibaret basit bir işlem değildir. Rahim ağzı dokusu milimetrik hücresel yapılarla doludur ve asetik asit uygulandıktan sonra ortaya çıkan beyazlaşmaların veya anormal damar ağlarının kanser potansiyeli taşıyıp taşımadığına karar vermek, tamamen hekimin göz tecrübesine ve onkolojik (kanser bilimi) bilgi birikimine bağlıdır. Standart bir jinekolojik muayenede gözden kaçabilecek çok küçük bir CIN 3 (kanser öncüsü) lezyonu, ancak bu alanda binlerce vaka görmüş bir Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı tarafından tespit edilebilir.

Yanlış yerden veya yüzeyel alınan bir biyopsi “yalancı negatif” (aslında hastalık varken yokmuş gibi görünmesi) sonuçlara yol açarak hastanın kanserleşme sürecine girmesine neden olabilir. Türkiye’de rahim ağzı hastalıklarının tanı ve tedavisinde standartları belirleyen, hekimlerin eğitim süreçlerini yöneten Kolposkopi ve Servikal Patolojiler Derneği (hpvkolposkopi.org) başkanı olan Prof. Dr. Hanifi Şahin, kliniğinde en karmaşık vakaları başarıyla yönetmektedir. Eğer kolposkopi sonucunuzda ileri düzey bir lezyon (CIN 2, CIN 3) veya erken evre kanser şüphesi saptanırsa, rahim koruyucu cerrahiler (LEEP, Konizasyon) ve ileri laparoskopik/robotik kanser operasyonları için Prof. Dr. Hanifi Şahin’in resmi web sitesini (hanifisahin.com.tr) ziyaret ederek üst düzey cerrahi tecrübelerinden destek alabilirsiniz.

1. Kolposkopi işlemi toplam kaç dakika sürer?

Kolposkopi işlemi, hazırlık aşaması ve özel solüsyonların uygulanması dahil olmak üzere genellikle 10 ila 15 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanır. Biyopsi (parça) alınması gerekirse bu süreye sadece 1-2 dakika daha eklenir.

2. Bakirelere (cinsel ilişkisi olmayanlara) kolposkopi yapılır mı?

Standart kolposkopi işleminde kullanılan spekulum aleti kızlık zarına (himen) zarar vereceği için bakire hastalara rutin olarak uygulanmaz. Ancak çok kuvvetli bir tıbbi şüphe (kanser şüphesi) varsa, hastanın ve ailesinin onayı alınarak genel anestezi altında veya kızlık zarına zarar vermeyecek çok özel pediatrik aletlerle inceleme yapılabilir.

3. Kolposkopi için aç karnına mı gelmek gerekir?

Hayır. İşlem genel anestezi (uyutularak) altında yapılmadığı için aç kalmanıza veya bağırsak temizliği yapmanıza gerek yoktur. Hatta işlem sırasında olası bir krampı önlemek için randevudan önce hafif tok karnına basit bir ağrı kesici almanız tavsiye edilir.

4. Kolposkopide parça alınmazsa ne anlama gelir?

Eğer doktorunuz asetik asit ve iyot solüsyonlarını uyguladıktan sonra rahim ağzınızda hiçbir hücresel bozulma (beyazlaşma) veya anormal damarlanma görmezse biyopsi almaz. Bu harika bir haberdir; rahim ağzınızın tamamen sağlıklı olduğu ve kanser riski taşımadığınız anlamına gelir.

5. Kolposkopi biyopsi sonucu kaç günde çıkar?

Alınan doku parçaları özel solüsyonlar içinde patoloji laboratuvarına gönderilir. Laboratuvarın yoğunluğuna ve dokunun geçeceği teknik aşamalara bağlı olarak sonuçlar genellikle 7 ila 14 gün (1-2 hafta) içerisinde raporlanmaktadır.

6. LEEP işlemi ile kolposkopi aynı şey midir?

Hayır, kesinlikle farklıdır. Kolposkopi sadece bir “teşhis ve inceleme” aracıdır, amacı hastalığı bulmaktır. LEEP (Loop Electrosurgical Excision Procedure) ise, kolposkopi sonucunda bulunan hastalıklı alanın (CIN 2 veya CIN 3) elektrikli tel bir halka yardımıyla rahim ağzından kesilip çıkarıldığı bir “tedavi (cerrahi)” yöntemidir.

7. Kolposkopi sonrası adet (regl) düzeni bozulur mu?

Kolposkopi veya alınan milimetrik biyopsiler yumurtalıkları ve hormonları hiçbir şekilde etkilemez. Bu nedenle işlem sonrası adet gecikmesi veya adet düzeninde bir bozulma yaşanması beklenmez. Yaşanan gecikmeler genellikle hastanın işlem öncesi yaşadığı strese bağlıdır.

8. Kolposkopi sonrası ne zaman denize veya havuza girilebilir?

Eğer biyopsi (parça) alınmamışsa hemen ertesi gün girebilirsiniz. Ancak biyopsi alınmışsa, rahim ağzındaki küçük yaranın enfeksiyon kapmaması için iyileşme tamamlanana kadar (yaklaşık 10-14 gün) deniz, havuz, küvet, hamam ve sauna kesinlikle yasaktır.

9. HPV negatif ama Smear testim anormal geldi, yine de kolposkopi gerekir mi?

Evet, gerekebilir. HPV testiniz negatif olsa bile Smear testinizde ASC-H (Yüksek dereceli lezyon ekarte edilemeyen atipik hücreler), HSIL (Yüksek dereceli lezyon) veya AGC (Glandüler hücre anormalliği) gibi ciddi sonuçlar varsa, hücresel bozukluğun asıl nedenini bulmak için mutlaka kolposkopi yapılmalıdır.

10. Kolposkopi kanseri kesin olarak teşhis eder mi?

Kolposkopi cihazının kendisi sadece “şüpheli alanı” gösterir. Kanserin veya kanser öncüsü hastalığın (CIN) kesin tanısını koyan şey, o cihazla işaretlenen yerden alınan dokunun (biyopsinin) patoloji uzmanı tarafından mikroskop altında incelenmesidir. Yani kesin teşhisi koyan biyopsidir.

11. Gebelikte kolposkopi düşük veya erken doğuma sebep olur mu?

Sadece gözlem amacıyla yapılan standart kolposkopinin bebeğe veya gebeliğe hiçbir zararı yoktur. Ancak rahim ağzı kanalının içinden parça alınması işlemi olan Endoservikal Küretaj (ECC), rahim kasılmalarını tetikleyebileceği için gebelikte kesinlikle uygulanmaz. Deneyimli bir jinekolog onkolog süreci anne ve bebek için en güvenli şekilde yönetir.

12. Kolposkopi cihazı vajinanın içine sokulur mu?

Bu, en yaygın yanlış bilinen korkulardan biridir. Kolposkop cihazı tıpkı büyük bir dürbünlü fotoğraf makinesi gibidir ve kesinlikle vajinanın içine veya vücudunuza temas etmez. Muayene masasının yaklaşık 30 cm uzağında durarak sadece ışık ve mercekler yardımıyla rahim ağzını büyütür.
 
Related Posts
Clear Filters

Kolposkopi ve biyopsi sonrası kanama olur mu? Cinsel ilişki ne zaman serbest? İşte iyileşme sürecine dair ipuçları. Kolposkopi Sonrası? Kolposkopi…

Call Now Button